|
Kızıldere’yi farklı açılardan değerlendirip birçok yazıya konu etmek mümkün. Ancak bizce bugün itibariyle devrimci hareketin yakıcı problemi olması ve bir devrimci siyasetin ülke devrimine talip olmasının ön koşulu olması vesilesiyle cüret sorunsalıyla değerlendirmek en akıllıca olanıdır. Bugün dünyada değişen güç dengelerini büyük puntolarla yazarken devrim cephesinde yaşanan zihin karışıklığı ve bütün bunların üzerine emperyalizmin zincirinden boşanmış vahşi bir hayvan gibi emekçi halkalara saldırması tamda 30 Mart 72’de çınlayan onurlu ve cüretkâr haykırışı hatırlamanın gereğini ortaya koyuyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
KIZILDERE'NİN DEVRİMCİ DEĞERİ |
Bu yıl 30 Mart'ta On'ları anarken, ekonomik krizin etkilerinden Tekel İşçileri'nin destansı direnişine, Ergenekon operasyonları dolayımıyla yeniden hatıladığımız kontrgerilla katliamlarına varıncaya kadar oldukça yoğun bir gündemi geride bırakıyoruz. Bu yoğun gündem, devrim mücadelesinin karmaşıklığı düşünüldüğünde çok küçük bir düzeyde dahi olsa devrimci harekete bir ivme kazandırıyor. Öte yandan, Marksizmin argümanlarına yönelik, geçtiğimiz 20 yıl boyunca yürütülen sistemli ideolojik saldırıların, yaşanan küresel mali kriz ve ardından kapitalizme karşı geliştirilen muhalefet sonrasında eski gücünü de yitirdiğini söyleyebiliriz. Artık tartışmamız "sosyalizmin sona eren bir tarihsel dönemi" değil kapitalizmin sona eren bir tarihsel dönemidir. Savunmada olması gereken kapitalizmdir. |
|
Devamını oku...
|
|
Tarihi Selimiye Kışlası ve kışlanın bir odası, derin bir rutubet kokusu yayılıyor etrafa, Oda ama ne oda: Hücre hücre.. Kapısına kilit vurmuşlar. Burası Türkiye, Mozambik, Angola, Endonezya, Brezilya. Güneşi görmeyenler diyarı, Tutsaklığın kapısının demir parmaklıklarının önünde Mehmet’i yükseltmişler bacım, Mehmed’i. Nöbet değişiyor, simdi kapının önünde bir siyahi var. |
|
Devamını oku...
|
|
|